Sandık mı Kandık mı?
20-Tem-07 Kategori: Basın
SANDIK MI KANDIK MI?
Efendiiiim,
Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Bizler yüzmesine yüzdük de, yüzme bilmeyenleri bizi daha çok yüzdürmeleri için seçmeye gideceğiz. Pazar günü, ak mı yoksa kara mı belli olacak. Olacak da ne değişecek? Bunu hep birlikte göreceğiz. Hani ak, kara derken birilerini ima ettiğim sanılmasın. Siyahla beyazın birbirine karıştığı günümüzde bizler millet olarak, temsil etmeleri için vekillerimizi belirleyip, Ankara’ya uğurlayacağız. Dokunulmazlık zırhına büründürüp, bol sıfırlı maaşlarla ödüllendireceğiz onları. İki yılın sonunda en kıyak emeklilik hakkı tanıyacağız muhteremlere. Sadece onlara mı? Onlardan olmalara da bırakabilecekleri bir devre mülk paketi sunacağız. Bizler de yine köşemize .ekilip kısa devre olmamak için canhıraş mücadeleye devam edeceğiz.
Millete vekil olmanın bu denli cazip olduğu bir ülkede, bağımsız vekil adaylıklarının çok olması şaşırtmamalı bizleri. Beşyüz elli de bir ses, bir nefes. Arkasına aldığı destekle çekilen kılıçlar ve yel değirmenlerine karşı gelen Don Kişot misali, havanda su dövmece. Hadi onlar su dövme meraklısı olabilirler ve de bir şey yaptıklarını zannedebilirler de; susuzluğun bu kadar hissedilir olduğu bir devirde bizim suyumuzu çıkarmalarına ne demeli?
Seçim meydanlarının mazbutu, mazbatayı cebine koyduktan sonra, neylesin az butu… insanoğlu değil mi? Daha çok, daha çok but için paralayacak kendini. Geçim meydanlarının mazlumu da, kemercinin önünde alacak soluğunu. Biraz daha sıkılmalı kemere bir deri bir kemik, bir toka kaldı son bir delik.
Rüzgara karşı yelken partisine oy verip, açık denizlerde başı boş salınmayı mı tercih etsek, çiğ köfte partisine oy verip geleneksel biçimde yerimizde mi saysak? Yoksa gösterişli bir garden partiye oy sallayıp, mangalda pişen sucukların kokusuyla mı avunsak. Bir lokma da bize gelir mi umuduyla, göbekli azınlığın insafına kalsak?
Misak ı milliyi bir kenara bırakıp, misvakı millileştirme çabalarına seyirci kalmak da var işin ucunda. Kısacası aşağı mı tükürsek, yukarı mı?
Kel başa şimşir tarak vaatlerine karnımız tok olsa da gözümüz aç. Ama bir gerçek daha var ki; başa gelen çekilir. İlginç olansa, başımıza durduk yere gelmiyor… biz getiriyoruz, sonra da çekmek zorunda kalıyoruz.
Dünyada mekan, ahirette iman sloganıyla meydanlarda dolaşanlar, kandım Allah kandım kandırma beni diyen bizlere inat hedeflerine koşmaya devam edecekler. Çareli köyün zurnacıları peşrevsiz çalgılarıyla bizi uyutmaya devam edeceklerini zannediyorlar. Lakin zurnanın zırt dediği yere geldik dayandık. Sizi bilmem ama, bu sefer de zırtlatamazsak, ben tırtlatacağım. Pazartesiden sonra yalın ayak, kafa çıplak meydanlarda görürseniz beni şaşırmayın. Beni siz delirttiniz. Siz dediğim sizler, kendinizi iyi bilirsiniz!
Hiciv ustası Neyzen Tevfik’in seneler evvel dillendirdiği bir dörtlükle bitirelim yazıyı.
Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak kimi deyyus dediler…
Künyeni almak için partiye ettim telefon,
“Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us!” dediler.
Hadi bakalım böyle buyrun.
MERAK ETTİKLERİMİZ:
Bu defa bir seferberlik havasında, seçimlerde oy kullanmanın önemini fark eden seçmenimiz, tatilini yarıda bırakıp seçim bölgelerinde olacak. Ya da şu ana kadar bu niyette olduklarını gösterdiler.
Türk Hava Yollarının bu dönemde greve gitme kararı almasının arkasında ne tür gerekçe var çok merak ediyorum.
Daha önce açılış için deve kurban eden zihniyet, birilerinin verdiği akılla neyi kurban etmeye çalışıyorlar bilmiyorum ama, bu kadarına da pes doğrusu.
HAYBEDEN GERÇEKÜSTÜ KONUŞMALAR:
Birbirlerine amcaoğlu diye hitap ettiklerini duyduğum Yılmaz Erdoğan ve Tayip Erdoğan kuzenler Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar diye bir film çekseler güzel olur. Seçim meydanlarında harbiden gerçeküstü konuşan siyasileri oynaması için birkaç önerim olsun.
Tayip Erdoğan’ı hem yazıp hem de oynama meraklısı olan kuzen Yılmaz canlandırmak isteyebilir ama, Kasımpaşalı Behçet Nacar bu role daha uygun olur bence. Deniz Baykal’ı Ricky Martin oynasa Deniz Bey çok mutlu olur ama, bence Göksel Arsoy uygun olanı. Hüseyin Peyda yaşasaydı, Devlet Bahçeli rolü için biçilmiş kaftan olurdu da, bıyıklarını keserse, Serdar Gökhan’a vermeli rolü.
Diğer roller için, Yeşilçam Sokağındaki figüranlar kahveden kimi götürseniz olur. Layıkıyla üstesinden gelirler Gerçeküstü Konuşmalar Filminin.